Herkese Selam,
Bugün sizlerle herkesin yaşadığı bir durum olan ve koca bir bela olarak gördüğümüz, “gereğinden fazlasını” insanın ruhuna girmiş virüs olarak nitelendirdiğim STRES hakkında konuşmak istiyorum .
Aslında stres kişinin üzerinde hissettiği gerginlik ve baskı durumudur ve günlük yaşamımızın bir parçasıdır. Sınav, yeni girilen ortama uyum sağlama, iş bulamama gibi durumlar stres unsurlarımızın yalnızca birkaçıdır. Ancak stres sanılanın aksine her zaman zararlı değildir bilakis hafif derecedeki stres bizi harekete geçiren, bize enerji veren ve kendimizi geliştirmemize yardımcı olan “olumlu” bir etken olabilir. Tüm bunlara rağmen stres düzeyimiz yüksek olduğunda verimliliğimiz düşebilir, yaşamdan aldığımız zevk azalabilir ve çevremizle olan ilişkilerimizde sorunlar ortaya çıkabilir. Aslında bizim sanılarımızın aksine stresin asıl sebebi dış etkenler değil; bizim etkenlere dair yorumlarımız ve içsel tepkilerimizdir. Yani esasen olaylar değil, olaylara yüklediğimiz anlamlardır bizi etkileyen. Bu yüzdendir ki aynı olay, olayı yaşayan tüm insanlar için aynı seviyede stres yaratmaz. “En iyi liseyi kazanırsam her şey harika olacak, en iyi üniversiteye gidersem çok mutlu ve başarılı olacağım, işimde yükselirsem başka bir şey istemeyeceğim” tarzı sonu gelmeyen bol stresli cümleleri hangimiz kurmuyoruz ki... Fazla stresle gelen gerginlik vücudumuza farkında bile olmadığımız sayısız zararlar veriyor. Günümüzün en yaygın hastalıklarının temelinde de maalesef stres yatıyor. Fark etmediğimiz asıl nokta biz içimizdeki büyük savaşta galip gelmeyi planlarken günler haftaları, haftalar ayları, aylar da yılları kovalıyor. Zamanımız bu kadar hızlı akarken avuçlarımızın arasından bu hayatı daha mutlu, daha huzurlu, daha verimli geçirebileceğimizi maalesef ki çok geç fark ediyoruz. Bırakalım stres, kıştan bahara geçerken üzerimizden attığımız montumuz gibi kaysın omuzlarımızdan.
✏️: @_beyzabektas_
#yks #stres #psikoloji
