Beykent Üniversitesi Psikoloji Kulübü

BENLİĞE YOLCULUK


Benlik, ne uçsuz bucaksız bir kelime, ne derin bir kuyu. Kimisine sorgulatan kimisine cevapları bulduran.  Sizce nedir benlik, boşa koysak alır mı veya doluya koysak taşar mı? Nerede hissederiz benliğimizi diye sorsam sizlere ne olurdu cevabınız, şahsen bana sorsanız cevabım ne olurdu inanın bende bilemiyorum. Belki kişilik, belki tavırlar, belki özelliklerimiz belki de hepsi, bizi oluşturan yapbozun parçaları. Benlik değişir mi sorusu biraz zihnimi kurcalıyor bu yazıyı yazmaya devam ederken fakat buna cevap olarak içimdeki ses her şeyin değiştiğini savunmaktan asla vazgeçmiyor. Değişim… bir nevi büyümek belki de, benliği büyütmek. Doğmak gibi. Geçenlerde bir arkadaşım yazısında iki türlü doğmak olduğundan bahsetmişti, ‘biri anneden doğmak biri ise becerebilirse kendinden doğmak.’ Okuyunca şöylece durup düşünmüştüm nasıl yani gibisinden bakmıştım yazısına. Sonrasında anladım, bir anneden doğmak daha kolaydı kendini doğurmaktan. İçim ürpermişti. Kendini doğurmak kavramı garip gelmişti haliyle. Düşününce bunu başarabildim mi sorusu içim içimi yedi. Aslında ne kadar zordu kendini kendin doğurmak. Seni sen yapmak. Becerebiliyor muyduk sahiden, buraya yazdığım kadar kolay mıydı bu durum? Kendimce olayın fiziki durumundan çok manevi durumu daha da meşakkatli.. İnsan kaç yaşında doğurur kendini, 30,50,60… veya çok daha sonrası. Yaşı var mıdır, saati, günü, planı? Ne zaman ikinci kez doğarız sevgili arkadaşım,  belki ilk aşkımızda, belki istediğimiz o okulu kazandığımızda, belki çalışmaya başladığımız ilk günde, belki de hayatımızdan birini uğurladığımızda kim bilir. O gün hangi günse ikinci kez yeniden merhaba!                                                                                                Bu satırları buraya dökerken aklımdan geçen ve her seferinde beni yeniden etkileyen o benzersiz şarkının sözlerini de buraya iliştirmek istiyorum;



Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün hatalarım
Öğünmem bu yüzden
Bu yüzden kendimi
Özel, önemli zannetmem  
Küçüğüm daha çok küçüğüm
Bu yüzden bütün saçmalamam
Yenilmem bu yüzden
Bu yüzden kendime hâlâ güvensizliğim

Ne kadar az yol almışım
Ne kadar az yolun başındaymışım meğer
Elimde yalandan kocaman rengarenk
Geçici oyuncak zaferler 
Ne kadar az yol almışım                                                                                                                                          
Ne kadar az yolun başındaymışım meğer
Elimde yalandan kocaman rengarenk
Geçici oyuncak zaferler
Küçüğüm daha çok küçüğüm

( Küçüğüm,Sezen Aksu)
 

Koyu bir Sezen Aksu hayranı olarak onu ne zaman dinlesem her şarkısı bende bambaşka hisler uyandırıyor. Bu şarkısının yeri ise bambaşka. Ne kadar büyüdüğümüzü söylersek söyleyelim, yaşımızla bunu desteklemeye çalışsak bile bu şarkı daima çocuk kalan yanımıza seslenir gibi. Ve her dinlediğimde o yanımı yeniden hatırlayıp sarıp sarmalamama yardımcı oluyor. Şarkılarda bir nevi doğmayı güçlendiriyor diyebiliriz belki de. Kendimizi bulmayı, yaralarımızı sarmayı, sevmeyi sevilmeyi hatırlatmada, bizlere sunmakta üstüne yok. Bazı şarkıları sadece dinlemediğimizi eminim birçok kez fark etmişsinizdir, dinlerken yaşamak dediğimiz olay istisnasız hepimizin başına gelmiştir işte tam o sırada dinlediğim o müziğin benlikle buluşmasına izin veriyorum, sonucunda o buluşmaya ortaklık etmiş olmak benim için inanılmaz bir keyif oluyor. Benliğe yolculuğum… Uzun bir yol, bazen çiçeklerle dolu bazense virajlarla ama nolursa olsun en önemlisi umutla dolu. Bu konuyla ilgili çok sevdiğim bir söz var ne zaman umut dense aklıma gelir. ‘Umudun bir rengi olsaydı, mavi olurdu deniz gibi.. Sonsuz olurdu gökyüzü gibi!’  Benliğimizden denizle gökyüzünün yansımasının hiç eksik olmaması diliyorum.

Hayalimizdeki ben’in yapı taşlarını belirlerken kendimiz olmayı, özgür olmayı es geçmeyelim. Asıl kişiliğin, insanın kendisinin kişiliğini bozmadan en fazla evrimleştirerek benliğine sunmak olduğunu düşünüyorum. Değiştiğimiz, geliştiğimiz ve büyüdüğümüz bu dünyada kendimiz olmak bizlere en büyük armağan, bu armağanı hep saklayalım ve yanımızda taşımaktan çekinmeyelim sevgili dostlarım.  Kendimizi büyüttüğümüz bu yolculukta kendimize yol arkadaşı olmayı rehber edindiğimiz bir yol olsun, özgür olsun!


Yazar: İrem Uysal

Instagram: @iremuysl