KALP HANIM
Her yeni güne bir öncekinin düşünce enkazıyla uyanıp gözlerimizi açtığımız andan itibaren aldığımız kararların, yaptığımız seçimlerin ve arkamızda bıraktığımız olasılıklar yığının içerisinde kaybolmaya yüz tutan düşlerimizin yaratıcısı kalbimiz ve onun istekleri günlük telaşelerin karmaşası ve yoğunluğuna bulanmış hayatımızda ne kadar söz sahibi? Monoton ve görece tek düze yaşamlarımızın hangi noktasında kalbimizin haykırışları bizlere ulaşıyor? Ne zaman, nasıl kulak veriyor; dinliyoruz onu?
Birbiriyle anlaşması en zor çift olan akıl ve kalp arasında mekik dokuyan benliğimiz kendini keşfetmesiyle ve çevresine ayak uydurma çabasıyla beraber id ve superego arasında koca bir parkta kaybolmuş küçük bir çocuk misali koşturmaya başlar. Zaman aktıkça değişen ve büyüyen çevresine uyum sağlayıp beklentilere ve olması gereken “o” kişiye evrildikçe insan, toplum dahil hayatına giren herkesi memnun edebilme yetisi kazanır aynı oranda kendi özünden uzaklaşarak..
Bazen o kadar çok dikkat ediyor ve ilgileniyoruz ki etrafımızda olan biten her şey ve herkes ile, öylesine sert çizgiler çizip şartlıyoruz ki kendimizi herkesin beklediği ve istediği “normal” olmaya, kendimiz olmayı unuttuğumuz gibi artık bir çıkmaza düştüğümüzde kendimize nasıl sarılacağımıza da unutuyoruz. Bizi biz yapan hayallerimizden vazgeçip kolumuza altın bilekliklerimizi takıyor fakat işin aslında herkesin altın bilekliği olduğunu fark ettiğimizde bu bilekliği almak için girdiğimiz çabaların, aştığımız engellerin ve debelendiğimiz suların bizi yolun sonunda mutsuzluk dolu bir hayal kırıklığı tüneline ulaştırdığını görüyoruz. Halbuki bizi biz yapan hayallerimizi kalbimizin en derin kuyularına atıp gerçekliğe gereğinden fazla adapte olduğumuzda tosladığımız duvar ile, gerçeklikten sıyrılıp hayallerimizin süslediği pespembe dünyada yaşadığımız vakit tosladığımız duvar birebir aynı. Öyleyse yolun sonunda bir duvara toslayacaksak bu duvar neden herkese aynı çiçeği dağıtan gerçeklik olsun ki? Başarısızlığımızın dahi bize özel olmasının önünde aynadaki yansımamız dışında hiçbir engel yok.
Dünyaya gelirken yaşadığımız ilk travmamız olan doğum ve sonrasında süregelen her şey kalbimizin önüne tül bir perde çekerken onu görmek ve dinlemek sanıldığı ya da söylendiği kadar kolay olmasa bile adım atabilmek, her gün oturduğumuz o koltuğa bu kez kalbimizi ve onun haykırışlarını dinlemek için oturmak göründüğünden daha çok cesaret, çaba ve acı veren bir iştir. Belki kalp her zaman doğruyu söylemez, belki en yanlış o ve onun söyledikleridir; verdiği kararlar, yaptığı seçimler yüzünden attığı her adımda tökezler, akıl ve mantığın yardımıyla ayağa kalkmak zorunda kalır fakat sizi en iyi o tanır. Tökezlediği her adımın arkasında durur, sırtınızı yaslayacağınız gölgelik bir ceviz ağacıdır kalp hanım.
Ceviz ağacından düşenler ya sakat kalır ya da ölür derler, eğer bir gün tepesine çıkmaya korktuğunuz o ceviz ağacına tırmanmaya cesaret ederseniz şüphesiz ki kalp hanım sizin için aşağıda duran kişi olur. Belki sizi tutar, belki tutamaz ve düşersiniz, kalp hanım düşüşünüzü hafifletir. Akıl ve mantığımız içinde kaybolduğumuz sorumluluklar silsilesi, kaygı dalgaları ve daha nicesi ile uğraşırken kalbimiz bize “Bugün nasılsın?” diye soran tek kişidir. Verdiği ve yaptığı her şey kimi zaman bencilce arzular ve isteklerin çıktısına yönelik olsa da özünde içimizdeki küçük çocuğun en iyi versiyonunu besleyen ve büyüten, koca vücudumuzun içinde yanımıza almayı unuttuğumuz atkıyı hava soğuk diye çantamıza atan, gece üstümüzü örten ve herkese, her şeye rağmen yanımızda olacağını bildiğimiz bir anne figürü gibidir. Oradadır ve sadece orada olduğunu bilmek bile çoğu zaman bizlere sonsuz bir güven duygusu verir.
Haykırışları “Hep başka bir sen yok!” diyedir. En eşsiz hediyemizi, bizi biz yapan hikayelerimizi hatırlatır daima. Potansiyelimizin farkındadır, yalnızca cesaretten yoksundur. Gün gelip kalp hanımın sesini duymaya başlayıp harekete geçtiğimizde, olmamız beklenilen değil de aslında olduğumuz “o” kişi olduğumuzda yaşamımız pişmanlıklar ve daha nicesinden arındırmış olacaktır kendini. Çünkü, başka bir sen yok ve kalp hanım, seni sen yapan çakıl taşlarını korumak için hep senin yanında.
