Beykent Üniversitesi Psikoloji Kulübü

Hayatımız gibi, ruhumuzda bir akışta ilerliyor ve yaşıyor; her notadan duygularını... Bazı notalar kulağa hoş gelmese de bir sonraki nota, daha güzel çalıyor kulağımıza. Her düşük notada bir o kadar yükseliyoruz yukarıya.

 

Hayat, akan bir nehir gibi usulca ilerlerken, biz de anın akışında kendimize yer edinmek için peşinden koşuyoruz adeta. Çünkü anın içinden anlamını ararken keşfediyoruz kendimizi. Hüzün, aşk, heyecan, korku... Tüm bu hisler, iç içe geçmiş bir senfoninin notaları gibi sunuyor bize hayatın anlamını. Ve kendimizi daha iyi tanımamızı sağlıyor bu notalara kulak vermek.

 

Ruhumun senfonisi, benim hikayemdir. Senfonim, aynı zamanda bir yolculuktur. Hayatımın her anı, bu yolculukta bir notadır benim için. Bazen, hatalı çalınmış bir nota durdurur beni. Ama hatalı notalarım bile senfonimin bir parçasıdır çünkü senfonimi benzersiz kılan, onun kusurları ve derinlikleridir. Önemli olan, onları kabul etmek ve benimsemektir.

 

Ruhumun senfonisini dinlerken fark ederim ki, kendimi sevdikçe melodim daha uyumlu ve huzurlu gelir kulağıma. Kendime iyi davrandığımda, çevremdeki her şey bu armoniye katılır ve hayatımı daha benzersiz kılar benim için.

 

Hayatımızın akışında yolumuza kimi büyük, kimi küçük taşlar çıkıyor bazen. Küçükken düşüp dizimizi yaraladığımız gibi, kalbimizi yaralıyoruz şimdi de. Şu anki biz, dizini yaralayan çocukluğumuza nasıl sarılmak istiyorsak, çocukluğumuz da kalbini yaralayan bize sarılırdı en saf duygularıyla. O biziz; biz de o... O küçük bedene ait hassas duygularımız bizimle hâlâ.

 

İnsan; her acı, her tecrübe, her gün batımı ve her gözyaşıyla büyür günden güne. O bilmese bile önüne çıkan acı yüklü taş, bir sonraki adımını daha temkinli ve güçlü atmasını sağlıyor. Yapması gereken sadece kendisine iyi davranmak.

 

Her müzik parçasının notaları nasıl farklıysa, her ruhun da notaları farklıdır. Sen yeter ki kendi senfonine kulak ver, onu anla.

 

Unutma, ruhunun senfonisine kulak vermek, kendini anlamaktır.